
Nur topu gibi yeni bir tartışmamız oldu. Hükümet F klavye kullanımının yaygınlaşması için düğmeye bastı. Üreticilerin veya yurtdışından bilgisayar ithal edenlere F klavye şart koşulacak. Bu arada okullardaki bilgisayarlar da F klavyeli olacak.
Ben Q klavyeye fazlasıyla alıştım. Hatta şu anda bu yazıyı bile ekrana bakmadan rahatlıkla yazabiliyorum. Q klavyeye alışan bir kişi harflerin nerede olduğu konusunda tereddüt duymadan rahatlıkla yazabilir. Klavyenin Türkçe’ye uyumunu sağlamaktan önce o klavyeyi kullanarak yazılacak olanların Türkçe’ye uyumunu sağlamalı. Bloglarıma gelen yorumlara bakıyorum. Hiç kimse doğru düzgün yazı yazmasını bilmiyor. Küçük-büyük harf kuralları, noktalama işaretleri, hak getire… Bırakın bunları insanlar kelimeleri bile düzgün yazmaktan aciz, hatta w bile kullanan var. Klavyeden önce üstüne eğilmesi gereken sorunun bu olduğunu düşünüyorum. Klavye olayı sadece alışmaktan ibaret…
Peki, ben Q klavyeye bu kadar alıştıktan sonra F klavye kullanmak ister miyim? İstemem…












q iyidir :=)
ben zaten çoğu yazışmamı ingilizce yapıyorum.
q ile ingilizce yazanlar için bi kolaylık getiriyorlar mı?
yukardaki “f” ile olacak
Değerli arkadaşlar,
Ben 10 yıl Q klavye kullandıktan sonra F klavyeye geçmiş, her iki klavyeyi de kullanmış birisi olarak, hem tecrübelerimi hem de gazeteci kimliğim ile yapmış olduğum röportajı sitemde yayınladım. http://www.gonullu.com/?tag=f-klavye linkinde yer alan yazılardan F klavyenin öyküsünü okumanızı tavsiye ederim.
Bu kadar yıldır kullanmakta olduğunuz F klavyeyi elinizden almaz kimse, bence bu konuda tedirgin olmak yersiz. Yapılmak istenen şey, gelecek nesilleri kurtarmak. F klavye Türkçe’ye uygun olarak hazırlanmış (ama her dilde de yazabilirsiniz doğal olarak), 10 parmak yazan kişilerin asıl faydasını gördüğü, bilimsel bir çalışmanın ürünüdür.
Lütfen ön yargısız bir şekilde konuyu inceleyip, kararınızı ona göre verin. Hızlı okuma kitapları satılıyor, kursları var. Hızlı okuma gibi, klavyeye (hatta ekrana) bakmadan hızlı yazma da çok önemli. Hem sağlık açısından hem de zamanı verimli kullanabilme açısından.
Saygılar,
Hüseyin Gönüllü
Hüseyin Hocam,
Aslında bu yazıda dikkati çekmek istediğim yazım yanlışları Q klavyenin yapısına da bağlanabilir. Gelen yorumlardan görüyorum ki çoğu kimse ü,i,ö,ç gibi harfler yerine u, ı, o, c gibi harflere basarak yazıyor. İlk harf grubu çok kenarda kaldığı için birçok Türk internet kullancısı bunları kullanmaya üşeniyor.
Aslında klavye olayına çok soğuk bakmıyorum. Biliyorum ki, F klavyeye de kısa zamanda alışacağım. Ancak birine alıştıktan sonra diğer tür ile çalışmak zor oluyor. Uzuuuunnn bir geçiş dönemi lâzım bizim gibilere…
Q klavye kullanmaktayım. Gerçekten Türkçe’mizi birçok yönden hatalı kullanan arkadaşlar var… Burası internet ortamı olsa da kendimizi yansıtıyoruz sonuçta burada..
F klavye kullanımım berbat diyebiliriz
. Q klavyede ekrana veya klavyeye bakmadan birşey yazabiliyorken neden F klavye kullanmaya çalışayım ki ? Aynı harfler , sadece yerleri değişik. Yani ben bir mantıksızlık görüyorum açıkçası. Bu aynı PAL – NTSC olayı gibi.
İstediğimiz klavyeyi kullanalım yeterki şu q,w vs. Türkçe’mizde olmayan harfleri kullanmayalım.
Artık bırakalım böle tartışmaları özgür bir dünyada yaşayoruz isteyen istediği gibi yazsın yok w q x kullanmayalım isteyen istediğini kullanır kardeşim sanki şu anda konuştuğumuz türkçe bozulmuş değil kelimelerin bir çoğu yabancı kökenli artık bırakalım böle bağnaz düşünceleri. Yok türkçe ye yakın diye yıllardır kullanadığımız q klavyeyi f klavyeyle değiştirelim gülerler adama bee.
ELİMİZE, DİLİMİZE EN UYGUN KLAVYE
” F klavye” hazırdı. Türkiye’de o zaman 40 bin kadar yazı makinesi vardı. Türkiye’nin geleceği düşünülürse bu, gözden çıkarılmayacak bir rakam değildi. Türkçeye en uygun tuş dizilimi olan F klavye (pek çoğunun dediği gibi “Ef klavye” değil, harflerin Türkçe okunuş biçimine göre “Fe kılavye”) uzun çalışmalardan sonra daktilolarda en kolay, en hızlı ve hatasız yazı yazmak amacıyla üretilmişti.
Türkçede çok sık kullanılan seslerin karşılığı olan harfler “F klavye”de kolayca ulaşılabilecek yerlere yerleştirilmişti. Türkçedeki harflerin kullanılma oranlan, ünlü-ünsüz ses ilişkileri, hece ve söz yapısı, parmakların kuvvet, yetenek ve işleklikleri göz önünde bulundurularak üretilmişti. Türkçe sözlerde çok sık kullanılan seslerin karşılığı olan harfler, bu klavyede en kolay ulaşılabilecek yerlere serpiştirilmişti. Türkçenin sesçil (fonetik) özelliğine uygunluk açısından F klavyede sesli harfler sol elde toplanmıştır.
Yaklaşık 30.000 Türkçe sözün ölçü alındığı bir değerlendirmede Türkçede en çok kullanılan harfler olan, “A” 26.323, “E” 16.308,”K” 13542, “İ” 13.384, “M” 11.263, “L” 10.496, “T” 9.669, “R” 8.698 kez geçmekteydi. Bu oran göz önünde bulundurularak söz konusu harfler, F klavyede yerlerini almıştı. Bilgisayarlarla birlikte hayatımıza “O. klavye” girdi. O. klavyede en çok kullandığımız harfler, tabiri caizse, klavyenin en ücra köşelerine dağıtılmıştı. “A” harfi sol elin serçe parmağına düşmüştü, en zayıf halka. Buna karşılık, Türkçede 30.000 sözde sadece 125 defa geçen ve en az kullanılan harf olan “J”, O. klavyede Türkçede en fazla kullanılan ünsüzü olan “K” harfinin yerine kurulmuştu.
1956′dan itibaren uluslararası daktilografi yarışmalarında Türkiye 28 defa dünya birincisi olmuş ve 14′ünde de dünya rekorunu kırmıştır. Türkçede genel olarak sessiz harfler ve sesli harfler kelime / cümle içinde hemen hemen eşit sayıda bulunduğu için, klavye bu harfleri her iki ele de eşit miktarda dağıtır. Her iki elimizin en çok çalışan 3′er parmağına denk gelen tuşlardaki harfleri yüzde 45 oranında kullanmak varken, neden bizim için daha zor ve yavaş yazmayı sağlayan İngiliz dilinin Q. klavyesini kullanalım? Dünyada bir yazı birliği sağlamak gibi gerekçeler, burada anlamını yitiriyor. Dil birliği yoksa yazı birliği de olmaz. F klavye sistemini iyice öğrenen bir kişi, önünde O. klavye bile olsa, onu “ayarlar”dan F klavyeye çevirip kullanabilir. Tıpkı daktilo kuşağı olarak niteleyebileceğimiz büyük bir kesimin bugün yaptığı/ yaptığımız gibi.
Q KLAVYENİN TARİHÇESİ
Dünyada Q klavye olarak bildiğimiz tuş dizilimi aslında daktilonun icat edildiği ilk günden beri değişmedi. Neden tuşların bu şekilde dizildiği konusunda çeşitli rivayetler olmasına rağmen şimdilik en yaygın kabul gören hikâye şu: Yazı makinesinin mucidi olan Christopher Latham Sholes, 1867′de cihazın patentini alarak ilk çalışan örnekleri ortaya koyduğu zaman cihazın tasarımından kaynaklanan mekanik bir sorunla karşılaşır. İcat ettiği yazı makinesinin, harfleri kâğıda basmak üzere kullandığı mekanik harf kolları, kapalı bir kutunun içinde yer almaktadır ve iki kol birden kâğıda doğru havalanınca içerde sıkışmaya neden olmaktadır. Sholes bu problemin çözümü için, kullanıcının yazım hızını yavaşlatmak üzere harflerin yerlerini alabildiğine karıştırarak en çok kullanılan harfleri elin en zor ulaşabileceği yerlere yerleştirmeyi uygun görür ve Q klavye adını verdiğimiz harf dizilimi ortaya çıkar. Q klavye 1873′te daktiloların hızlı yazma nedeniyle sık sık bozulmasına çare olarak bir mühendisliğe aykırılık abidesi olarak geliştirilmişti. En çok kullanılan harfler klavyenin her sırasına dağıtılmış, çoğunluk oluşturan sağ elini kullanan insanlar, zayıf ellerini çok kullanmak zorunda kalmıştı. İlginçtir amaç, daktilo kullananları olabildiğince ağır yazmaya zorlamak, böylece daktilo makinesinin ömrünü uzatmaktı. Bilgisayarlar çıkıp da tuşların hızlı yazma nedeniyle bozulma sorunu ortadan kalktığı zaman bile, O. klavye yaygınlaştığından bu standart korundu.
Aslında Q klavye, İngilizceye de uygun değildir. Q klavyenin daha iyi alternatifleri olabileceğini düşünenler çıkmıştı. Örneğin Washington State Üniversitesinden Prof. Dr. August Dvorak, 1932 yılında İngilizcede çok kullanılan harflerin klavyenin en kolay ulaşılabilir yeri olan orta sırasına toplandığı bir klavye dizilimi önerdi. Dvorak’ın araştırmalarına göre, sekreterlerin parmakları gündelik yazı işleri sırasında Q klavyede 16 mil yol alırken Dvorak klavyesinde sadece 1 mil yol almaktadır. Ancak daktilo yazanların Q klavyeye olan mevcut alışkanlıkları, üreticilerin itirazı ve piyasanın Q klavye tarafından çoktan istila edilmiş olmasına; 40 milyon daktilonun değiştirilme maliyeti de eklenince Dvorak’ın klavyesi yayılamadan kaybolup gitti.
Alıntıdır.