tumblr hit tracking tool
Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X
Post

27 Mayıs darbesinden 50 yıl sonra

27 Mayıs için “ihtilâl” tabiri kullanılsa da, bu olay düpedüz bir darbedir. Bu tarih Türk tarihinde kara bir leke olarak kalacaktır. Bu tarih Türkiye için bir dönüm noktası olmuştur. Bu tarihten sonra ordu ülke yönetiminde bizzat söz sahibi olmaya başlamış, siyasiler ordunun belirlediği oyun kurallarının dışına çıkamaz olmuşlardır.

Aslında memleketi bile bile 27 Mayıs’a sürüklediler. Darbe için tertip yapan cuntalar ve onları kışkırtan üniversite profesörleri için birşey demiyorum. Şartları hazır hâle getirmek için olmadık olayları olmuş göstermişlerdir. Ancak Demokrat Parti de kendi sonunu biraz kendisi hazırladı. Elinde imkan varken tertiplerin önüne geçmeye engel olamadı.

27 Mayıs’tan bir iki sene meydana gelen “9 subay olayı” sonucunda bu 9 subaydan 8′inin serbest bırakılması darbenin beyin kadrosunun faaliyetlerini sürdürmesine neden oldu. Elinde imkan olduğu halde Menderes bu olayın üzerine gitmedi. DP’nin Milli Savunma Bakanları Şemi Ergin ve Ethem Menderes de, cuntanın faaliyetlerinden haberdar olmalarına rağmen bu olaylara göz yummuşlardı. Öte yandan darbeye doğru araları giderek kötüleşen Adnan Menderes ve Celal Bayar’ın anlaşmazlıkları ülkeyi darbeye götüren önemli bir etken oldu. Adnan Menderes çekingen davranırken Celal Bayar ise tam tersi bir şahin kesilmişti. Zaten bu ikili Yassıada’da birbirlerinin yüzüne bile bakmamıştı.

26 Mayıs’ta Eskişehir’de bir gezide olan Adnan Menderes hükümetin istifa edeceğini ve en kısa zamanda seçime gidileceğini söylemişti. O zaman birilerinin parmağı nedeniyle duyuramadığı bu sözleri belki darbenin rafa kaldırılmasını sağlayabilirdi. Ancak artık silah ateşlenmişti. Aslında silahın ateşlenmesinde biraz da Menderes’in Sovyetler Birliği’yle dirsek temasına girmesinin rolü de vardı. (Zaten bu memlekette ABD’nin desteklemediği darbe gerçekleşmedi ki…)

Sonuç olarak, hatırladığımda tüylerimi diken diken eden 27 Mayıs darbesi gerçekleşti. Darbeyi düzenleyen komitenin düştüğü ironik halleri merak edenler Demirkırat belgeselini izleyebilir, hafızalarını tazelemek isteyenler için de aynı şeyi tavsiye ederim. Sonrasında başlayan Yassıada duruşmaları ise tam bir komedi ve hukukun ayaklar altına alındığı bir olaylar silsilesiydi. O zaman ibret-i alem olsun diye astıkları Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan ve Adnan Menderes şimdi birer demokrasi şehidi olarak anılıyor. Engelledikleri Demokrat Parti yaklaşık beş sene sonra Adalet Partisi adıyla tek başına iktidar oldu. Yakın zamanda yaşadığımız son örneği zaten anlatmama gerek yok.

50 senedir yaşadığımız üç darbe ve iki muhtıradan sonra artık halkımız darbelerle hiçbir yere varılamayacağını, darbelerin aynı kasedi başa sarmak olduğunu nihayet anladı. En güzeli suyu akışına bırakmak… Sözü her zaman millete vermek… Şöyle bir düşünün, eğer 27 Mayıs darbesi yaşanmasaydı, Türkiye nerelerde olurdu?

Not: Türkiye’nin yakın tarihiyle ilgili bilgi sahibi olmak isteyenlere Mehmet Ali Birand’ın Demirkırat, 12 Mart ve 12 Eylül belgesellerini izlemelerini tavsiye ederim. Detaylı olmasa da yaşananlar hakkında bilgi sahibi olacaksınız.

Leave a comment  

name*

email*

website

Submit comment